14 Ocak 2009 Çarşamba

Pazardan Salıya

Bir hafta sonu daha geçti ve ben yine günü gününe yazma alışkanlığı kazanamadım. Ne zaman niyetlensem hep bir şeyler çıktı. Hatta şimdi bile bütün postu bir anda bitirebileceğimi sanmıyorum. Muhtemelen gecenin ilerleyen saatlerinde bitirmiş olurum, tabi bir mucize olmazsa. Pazar günü Duru sosyalliğinin doruğundaydı, büyük küçük herkesle iletişim kurmaya çalıştı. Evde binbir nazla yemek yiyen çocuk dışarıda neredeyse bizi de yiyecekti.
Eve döndüğümüzde ise babası ile birlikte hindistancevizi sütü içtiler. Nasıl içiyorlar acaba, bana çok ağır geliyor.Rende hali bence daha güzel. Duru'nun beslenmesine karışmıyorum, o konu tamamen babasına ait. Çünkü ben çok yemek seçerim, babamız ise her şeyi yer. Bakalım Duru hangimize çekecek?

Çocukluğumdan beri pamuk şekerine bayılırım ama hijyen koşullarının farkına vardığımdan beri yemiyordum. Sağolsun sevgilide Duru'nun doğumgünü için gidip bir tane pamuk şekeri makinası almıştı. Pazar günü de Duru'nun sosyalleşmesi için lojman komşumuza giderken çocuklar için pamuk şekeri yaptık. Sevgili bu konuda çok becerikli, bense hala bir tane yapmayı beceremedim. Çocuklar görünce bayıldılar.
Burada da suyla oynamayı çok özleyen minik elleri görüyorsunuz. Canım kızım benim havalar soğuduğundan beri su keyfi yapamıyordu. Küvetine de sığmadığı için kucakta yıkandığından şöyle doya doya oynasın dedim. Her taraf ıslandı ama olsun mutluluğu görülmeye değerdi.

Dünde havanın güzel olmasını fırsat bilip parka gittik. Salıncakta sallanmak hoşuna gitti sanırım çünkü hiç huysuzlanmadı. Kendi başına yürüme denemeleri yaptı ama üstündeki mont dengesini bozduğu için sürekli yere düşüp durdu. Allah'tan parkın zemini özel bir malzemeden yapıldığı için düşmeler canını acıtmadı.

Bu dönen şeyin adı ne bilmiyorum ama benim başımı çok döndürdü. Duru'da sanki benim korktuğumu bilmiş gibi sürekli bu oyuncağa binmek istedi. Neyseki akşam sevgili gelince beraber yine parka gittiler de doya doya bindi.


Sevmediği iki oyuncak, belki büyüyünce..

Bu da akşam babayla parktan döndükten sonra. Anneannesinin ördüğü yelek ve teyzesinin el emeği beresiyle. Maşallah prensesime....tü..tü..tü...
Bu arada cumartesi günü Allah kısmet ederse Duru yeni bir şey daha keşfedecek. Sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz.

11 Ocak 2009 Pazar

Yürüyorum A Dostlar



Not: Dış mekanın gürültüsü için özür dileriz. Sesini kapatarak izlemeniz tavsiye olunur.


İki aydır yürüyebildiğin halde bir türlü elimizi bırakmak istemedin. Hep yanında, arkanda olalım istedin. Düşmekten korkmasanda elinden tutup kaldırmamızı bekledin. Her seferinde yılmadan yeniden denedin. Sonra bir gün, Nilay Teyzemizin bloğunda çalan melodiye olan ilgin acaba bir denesem mi diye düşünmeme sebep oldu. Hemen müziği açtım ve Duru'nun ayağa kalkmasına yardım edip dengesini sağladıktan sonra ellerini bıraktım. Benim de yüzüm minik meleğime dönük şarkıyı söyleyerek beni takip etmesini sağladım. Bir de ne göreyim salondan mutfağın en sonuna kadar gelmişiz. Kızımız artık başardı, yürüyebiliyor diye telefona sarılıp sevgiliye haber vermek istedim ama akşam eve geldiğinde kendi gözüyle görmesinin daha heyecan yaratacağını düşünüp vazgeçtim. Canım kızım benim o günden beri hiç durmuyorsun. İşin en kötü tarafı ise eline bir şey alıp yürümeye çalıştığında oluyor. Çünkü sana ağır gelen eşyaları bile taşımakta ısrarlısın, bu da dengeni kaybedip düşmene sebep olsa da asla vazgeçmiyorsun. İnatçı kızım benim, sanırım bu huyun bana çekmiş.

Bu arada sevgili Nilay Teyzemizin bloğunu ziyaret edersiniz Duru'nun ilk yaş partisi için hazırlamış olduğu doğum günü pastasını profesyonel ellerden görme imkanına sahip olabilirsiniz.

10 Ocak 2009 Cumartesi

7 Ocak 2009 Çarşamba

Sil Baştan

Yazının başlığını düşünürken aklıma birden "La Linea" bizim bildiğimiz adıyla " Bay Meraklı" geldi. Nasıl da eğlenirdim, çizerin yaratıcılığını hayran hayran seyrederdim. Özellikle de Bay Meraklı'nın beğenmediği şeyleri silip yeniden yapması çok hoşuma giderdi. Eminim ki hatırlamışsınızdır kendisini ama bu postla alakası nedir diye sorarsanız işte cevabı:
Bir haftadır Duru'yla yemek ve uyku düzenimizi sil baştan yapıyoruz. Daha bir ay öncesine kadar herşeyi pütürlü yiyen, balığı, muzu, kerevizi, patatesi, kısacası yiyebildiği ne varsa püre haline getirilmeden bir çırpıda yiyen kızımda çiğneme tembelliği başladı. Ağzına biraz büyük bir parça gelsin diliyle dışarı itiveriyor. Şimdi yeniden çiğneme egzersizlerine başladık ama ilkinden daha zor oluyor. Bu arada Duru biberon kullanmadığı için bir ay sonra işe başlayacak bakıcımıza kolaylık olsun diye bardağa geçtik. Şimdilik yarım fincan kadar sütü içirmeyi başardım. Hatta kendisi bile artık bardakla içebiliyor. Bu en azından sil baştanın sevindirici kısmı oldu bizim için.
İkinci değişim ise uyku düzenimizde oldu. Kendi başına uyuyabilen prenses yatağının altındaki bezelye tanesinden olacak geceleri sürekli uyanmaya ve meme olmadan uyumamaya başladı. Yalancı emzik de kullanmadığı için her seferinde ben kendimi feda etmek zorunda kalıyorum ki bu da gece içerisinde beş altı kez olunca bayağı yorucu oluyor. Bakalım dün gece yine kendi başına uyudu ve gece hiç uyanmadı. Bunda bir kereliğine sekiz olan uyku saatini dokuza çekmemizin etkisi var mı bu gece anlayacağız.
Haydi bakalım... Sil Baştan....

6 Ocak 2009 Salı

Sis, Utkucuk, Güzel Bir Pazar Günü

Pazar günü sabahtan sadece denizin üstünü kapatan sis öğleden sonra her yeri kaplamaya başladı. Hayatım boyunca böyle sis görmemiştim. Nasıl da bir anda bastırmış, bütün planlarımızı alt üst etmişti.Şeker teyzemiiz Banu, eşi ve yine lokum tadında oğlu Utku bize geleceklerdi ve biz onlar için sahilde bir gün düşünmüştük. Deniz kıyısında yapacağımız piknik için sabırsızlanıyorduk ama sis yüzünden bu fikrimizi evde gerçekleştirdik. Biz ailece çok eğlendik, umarım sizlerde güzel bir gün geçirmişsinizdir.
Bizim ufaklıklar bir ara kendilerine oyuncak denizi yapıp içinde bayağı bir yüzdüler. Bu da bize iki çift laf etme imkanı tanıdı. Yoksa Duru'dan bir şey yapmak mümkün olmuyor. Ya yürütülmek istiyor ya da kucak. Bakalım büyüyünce bizi neler bekliyor. Keşke hava biraz daha güzel olsaydı da Utku'cukla dışarıda oynayabilseydiniz. Bu arada "cuk " eki de bana Utku'dan takıldı. O kadar güzel Duru'cuk diyordu ki duymalısınız. İnsanın defalarca söyletip dinleyesi geliyor.

2 Ocak 2009 Cuma

Duru Nerde

Duru bugün bir türlü uyumak bilmedi, ne zaman yatağına yatırsam ağlayarak beni çağırdı. Ben de her seferinde yanına gittim, sakinleştirdim ve geri yatırdım. Son kez yatırdığımda bu sefer ağlayışı yerine prensesin kahkahaları duyuluyordu. Herhalde yine kuzusu ile oynuyor diye düşündüm ama yine de kontrol etmeden duramadım. Odasına girdiğimde bir de ne göreyim bizim kız yatağında yok, diğer odalarda değil, salona da gelmediğine göre nerde bu yaramaz?

1 Ocak 2009 Perşembe

Güzel Bir Dünya

Dün benim için çok eğlenceli bir gündü. Sabahtan annemle birlikte akşam için yemekler yaptık, misafirimiz gelirse ikram edecek bir şeylerimiz olsun istedik. Bu arada ben öğleden önce uykumu uyumadığım için huysuzluklarıma erken başladım. Bu sırada babam bizi almaya geldi ve iş yerine götürdü. Babamın iş yerine gitmeye bayılıyorum çünkü bütün ilgi benim üstümde oluyor. Fakat bu sefer çok uykum olduğu için kimseye ilgi göstermedim. Babam beni kar üstünde yürüttü, biraz zorlandım ama çok hoşuma gitti. Bir süre orada takıldıktan sonra babam bizi eve bıraktı ve ben de bir güzel uyudum. Uyandığımda ise annem çoktan hazırlıkları bitirmişti. Her zaman ki gibi babam geldikten sonra akşam yemeğimi ve yatmadan önce meyveli muhallebimi yedim. Saat 20.00 olduğunda ise benim için uyku vakti çoktan gelmişti. Saat 00.00 da uyanmayı planlıyordum ama olmadı. Bizimkiler yeni yıla girdiğimiz ilk dakikalarda baş ucuma gelip beni seyretmişler.
Anne ve babamı çok seviyorum ve benim için hazırlamaya çalıştıkları güzel dünyamızı da...