Duru'nun Arkadaşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Duru'nun Arkadaşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2010 Salı

Ah Bu Tatiller Olmasa














Tatil o kadar güzel ki keşke hiç bitmese diyorum ama biz tatilden döneli neredeyse bir ay olacak ve ben daha yeni yazabiliyorum. Kaç satır yazabileceğim meçhul olsa da. Fıtık sorunum her geçen gün daha da artıyor ve buna rağmen bile Duru'ya bir kardeş istiyorum. Nasıl olacak acaba? Bu arada yeniden teyze oldum. Erken doğum olduğu için minik Doğa şimdi hastanede. Umarım bir sonraki postta onun fotoğraflarını koyarız.

6 Ocak 2009 Salı

Sis, Utkucuk, Güzel Bir Pazar Günü

Pazar günü sabahtan sadece denizin üstünü kapatan sis öğleden sonra her yeri kaplamaya başladı. Hayatım boyunca böyle sis görmemiştim. Nasıl da bir anda bastırmış, bütün planlarımızı alt üst etmişti.Şeker teyzemiiz Banu, eşi ve yine lokum tadında oğlu Utku bize geleceklerdi ve biz onlar için sahilde bir gün düşünmüştük. Deniz kıyısında yapacağımız piknik için sabırsızlanıyorduk ama sis yüzünden bu fikrimizi evde gerçekleştirdik. Biz ailece çok eğlendik, umarım sizlerde güzel bir gün geçirmişsinizdir.
Bizim ufaklıklar bir ara kendilerine oyuncak denizi yapıp içinde bayağı bir yüzdüler. Bu da bize iki çift laf etme imkanı tanıdı. Yoksa Duru'dan bir şey yapmak mümkün olmuyor. Ya yürütülmek istiyor ya da kucak. Bakalım büyüyünce bizi neler bekliyor. Keşke hava biraz daha güzel olsaydı da Utku'cukla dışarıda oynayabilseydiniz. Bu arada "cuk " eki de bana Utku'dan takıldı. O kadar güzel Duru'cuk diyordu ki duymalısınız. İnsanın defalarca söyletip dinleyesi geliyor.

13 Ekim 2008 Pazartesi

Eren Bir Yaşında


Benim oyun arkadaşım Eren'i tanıyorsunuz. Dün onun doğumgününe davetliydik. Korsanlı bir pastası vardı. Partide Eren'in kuzeni olan 16 aylık Aras'da vardı. Eren'den fazla Aras ve pastayla ilgilendim. Aras kendi eliyle bana kurabiye yedirdi, babamın bakmadığı bir anda da beni öptü. Zaten partideki tek güzel bayan ben olduğum için herkesin ilgi odağı bendim. Özellikle Eren'in babası beni kucağından hiç bırakmadı. Yabancıları görünce artık ağlamıyorum. Demek ki her şey zamanla geçiyor.

2 Ekim 2008 Perşembe

Dolu Dolu Bir Gün

Sevgili bu ne zaman ne yapacağı belli mi olur, gece düşünmüş de sabaha kadar içinde zor konuk etmiş. Sabah olunca bir heyecan bir gülümseme hadi sahile gidiyoruz. Hem kahvaltı ederiz hem gemi yüzdürürüz. " Peki sen biliyor musun kağıttan gemi yapmayı ? " Sorun değil, şöyle elimizle tutup yüzdüreceğiz. Hadi herkes kendine bir gemi seçsin.


Biz Duru'yla birlikte bir yakalayalım dedik ama bir türlü yakalayamadık. Tam tutacak gibi oluyoruz gemi birden parmaklarımızın arasından süzülüp gitti. Bir de gemiler arkamızda olunca yakalamak zor oluyor.



Ben arılardan köşe bucak kaçarken bizim iki kafadar atmışlar çakıl taşlarının üstüne kilimi bağıra çağıra şarkı söylüyor. Bir yandan da biz çok acıktık diye de tempo tutuyorlar. Anne bir yandan arıdan mı kaçsın yoksa kahvaltı mı hazırlasın bilemedi. Azıcık aşım kaygısız başım diyerekten evden getirdiğimiz tostlarımızı yedik, çayımızı yudumladık. Tabi her arıyla da benim havalara zıplayıp sahil boyunca koşmam da günün komedisi oldu.

Hep baba kız bu güzel havanın keyfini sürecek değil ya biraz da kız kıza güneşlenelim dedik. Duru Hanım denize bayıldı, sürekli el çırpıp durdu.

Sahilde güneşlenme faslımız bitince bu sefer soluğu Boğaziçi Hayvanat Bahçesinde aldık. Duru özellikle akvaryumu ve maymunları çok beğendi. Şempazelerle birlikte çığlık çığlığa bağırıp durdu. İşte günün kısa bir özeti. Gitmek isteyenler için bu havaları tavsiye ederim. Hava çok sıcak olmadığı için koku da fazla olmuyor. Biz çok rahat gezdik, sandığım kadar da büyük bir hayvanat bahçesi değilmiş. Ankara'da büyüdüğüm için sadece Atatürk Orman Çiftliğini biliyordum, benim için de çok güzel bir süpriz oldu. Bu güzel için sevgiliye ve Duru'ma çok teşekkür ederim. Sizi çok seviyorum.

Son bir şey: her canlı kendi doğasında mutlu, onlara bu mutluluğu sağlayamayacak ve hak ettikleri saygıyı gösteremeyeceksek lütfen hayvanat bahçeleri olmasın.



Üç Blog Bir Bayram

Berk, Sibel ( kendileri bebek değil) ve bizdeniz bir bayram buluşması yaptık. Havanın güzel olmasını fırsat bilip Tuzla sahiline inelim dedik. Babamız bize köfte ısmarladı, pek güzeldi doğrusu. Bu sırada meğer Berk'lerde bize gelmek için yola çıkmamış mı? Annem bunu duyunca çok üzüldü, yoksa görüşemeyecek miyiz diye babamın başının etini yedi ama kahraman Murat Amca bir manevra ile hoppp Tuzla sahile dönüverince biz de buluşmuş olduk. Babalarımızın kucağında sahilde biraz yürüyüş yaptıktan sonra annemin yoğun emrivakisi üzerine bizi kırmayıp hep beraber evimize geldik.


Berk daha beş aylık olduğu için ben ona ablalık yaptım. Oyuncaklarımı getirdim getirmesine ama Berk her elini attığında kıskançlık yapıp geri aldım. Annem tabi Berk'i dişine göre buldun değil mi diye biraz sitem etti. Ne yapayım anneciğim, ben de Eren'e kaptırıyorum oyuncakları. Hem Berk o kadar centilmen ki bana hiç kızmadı. Şimdi sıra bizde en kısa zamanda İstanbul'a gideceğiz ve ben soluğu hemen Berk'lerde alacağım. Sibel Teyzelere gitmek isterdim ama onda oyuncak yok ki. Berk, Murat Amca, Pınar ve Sibel Teyze geldiğiniz için çok teşekkür ederim, çok güzel bir gün geçirdim.



12 Eylül 2008 Cuma

Resim Çalışmaları-1

Sibel Teyze annemin iş yerinden yetkilisi olur. Duyduk ki resim çalışmalarına başlamış kendileri. Hazır eline mouse ve klavyeyi almışken benim için de bir şeyler yapmış. Annemin bütün ısrarlarına rağmen nasıl yaptığını söylemedi ama olsun nasıl olsa akşam babam gelince nasıl yapıldığını bulur. Sibel Teyzecik ellerine sağlık, teşekkür ederim.


5 Eylül 2008 Cuma

Duru'nun İlk Misafiri

Dün ilk kez benimde bir misafirim oldu. Adı Eren, 11 aylık. Yan lojmanda oturuyorlar. Anneannesini de alıp bize gelmişler. Eren'i önceleri biraz yadırgadım. Nerden çıkmıştı şimdi bu çocuk, gelip benim oyuncaklarımla oynuyordu. Topumu alınca hemen yaygarayı bastım, zaten bir gün önce annemin kucağına gitmek istediği için gıcığım vardı. Oh ya ben ağlayınca anneannesi topu bana verdi ama annem hemen itiraz etti, ne güzel topa sahip olacaktım. Neymiş, ağlamadan kendi başıma halletmeliymişim. Üf anne yaaaa...

Neyse sonradan sonraya ben de açıldım ve topu elime geçirince bir daha vermedim. Hatta ağzımın içine saklasam acaba bulabilir mi diye de düşünmedim değil. Haftaya annem beni Erenlere götürecek, bakalım bu sefer ki buluşmamız nasıl olacak. Bu arada bugün at gördüm ama ayrıntıları yarın yazacağım.