
Dün 1,5 aylık Zeynep Bebeği görmeye gittik. Çok şirin bir bebek, küçücük olmasına rağmen benden çok saçı var. Sanırım o da benim gibi kucakta uyumayı seviyor ( ben küçükken kucakta uyurdum şimdi yatağımdan başka yerde uyumuyorum.). Postun sonunda Zeynep bebek için çaldığım ninniyi dinleyebilirsiniz. Bir ara uyumamak için direniyordu. Ben de bebeğin halinden en iyi bebek anlar deyip geçtim piyanonun başına.

İlk başlarda çok dikkatimi çekmese de iş resim çektirmeye gelince soluğu hemen Zeynep'in yanında aldım. Ne de olsa ben bir ablayım ona hayatı benim öğretmem lazım. Nasıl poz verilir, anne nasıl çileden çıkarılır, hangi eşyalar zararlıdır, yemek yememek için nasıl uyku taklidi yapılır gibi bir sürü hayat tecrübemi ona aktarmam lazım. Tabi bunun için de daha sık görüşmemiz lazım. Büyüklerin dediğine göre mesafeler ve günlük yaşam koşuşturması buna pek izin vermiyormuş.

Ben yine de Zeynep'ten söz aldım. Ne yapıp ne edip annesiyle babasını ikna edip baharda bize meyve toplamaya gelecek. Ben ona çok sevdiğim elma ve eriklerden vereceğim. Bu sene babam bahçemizi ekerse beraber dallarından domates ve biber toplayacağız. Geçen sene su olmadığı için domateslerimiz çabuk kurudu ama biberlerimiz çok güzeldi. Hele bir salatalığımız vardı ki sormayın, kıtır kıtır. Ali amcanın tarlasından da taze taze patates alırız. Bugün hava güzel olsaydı kuşburnu toplamaya gidecektik ama dışarıda fırtına var. Sadece bunlar mı var, hayır; vişne, kiraz, incir, iğde, dut, şeftali, kayısı, karadut, böğürtlen, mantar, kuzukulağı, armut.

Bu kadar meyve muhabbetinden sonra karnım acıksa herhalde annem çok mutlu olurdu ama ne gezer, ben yine bir haftadır yemek yememe modumdayım. Zeyneplerde zar zor 10 kaşık yemek yedikten sonra beni çağıran Zeynep'in odasına dalıverdim. Bu bebeği de odasından aldım tabi Banu Teyzeden izin alarak. Bizimkiler başkalarının eşyasına izinsiz dokunmam konusunda çok hassaslar. Ben de bu şirinlik olduktan sonra kimseden izin almama gerek kalmadan kendiliğinden verirler.

Zeyneplerden çıktıktan sonra planımız eve dönmekti ama hava güzel olunca, uzun zamandır da gitmedik bir cadde turu yapalım dedik. Hem de Mothercare'den biraz alışveriş yapma zamanı da gelmişti. Eskiden evimize yakın olduğu için nerdeyse her hafta sonu Bağdat Caddesi'ne giderdik. Lojmana taşındığımızdan beri İstanbul'a o kadar sık gidemiyoruz.

Caddede dolaşmak çok keyifliydi, hele ben tek başıma yürümeye başlayınca annem koşmaktan bir hal oldu. Çevremde güvenlik kalkanı oluşturmaya çalışıyordu. Ben se bir oraya bir buraya koşturup duruyordum. Bir de insanlar bana ilgi gösterince iyice şımardım.

Yolun ortasında duran bu şeyler çok hoşuma gitti. Bunlardan kesin eve aldırmam lazım. Görmelisiniz çok entersan bir şey, yolun ortasında bunlardan bir sürü var, hangisiyle oynayacağımı şaşırdım.