Yeşeren Heyecanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeşeren Heyecanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2008 Pazar

Seyyah Oldum Bu Alemde

Benim de üç dişim var, onlara iyi bakmayı şimdiden öğrenmem gerekiyor. Acaba hergün fırçalarsam dişlerim bu kadar büyük olur mu? Ya o kadar büyürse ağzımın içine nasıl sığacak? Yok yok ben istemem. Zaten bugünlerde dördüncü de geliyor artık fırçalayabilirim.
Cumartesi günü annemin sınavı vardı ve biz de bu fırsatta hep beraber İstanbul'a gittik. Önce bir alışveriş merkezine gidip alışveriş yaptık. Bizimkiler ne aldıysa hepsinin kalite kontrollerini yaptım. Sonra annem sınava girdi ve ben babamla birlikte ilk defa dışarda yalnız kaldım. Beraber basketbol oynadık, meyve yedik, baba kız çok eğlendik. Annemin de aklı bizde kalmış, bir saat içinde sınavdan çıkmış, " zaten yapamadım, hepsini attım, hadi artık eve gidelim " deyince yoğun trafik eşliğinde evimize geldik.
Pazar günü de annemin bozuk olan moralini düzeltmek için babam bize süpriz hazırlamış. Sabah annemle uyandığımızda bir de ne görelim, babam piknik sepetimizi hazırlamış bizi bekliyor. Hava da güzel bu fırsat kaçmaz deyip soluğu Bostancı sahilde aldık. Ne de olsa bizim eski mekanımız, ben burada doğmuşum. O yüzden tanıdık çimenlerin üzerine örtümüzü serip babamın hazırladığı lezzetli kahvaltımızı yaptık.

Sonra ben Esco'yu görünce dayanamayıp yanına gitmek isteyince annem de kahvaltısını bırakıp benimle birlikte geldi. Esco çok akıllı bir köpek, üstüne binmeme izin verdi ama oyun oynamak istediği zaman ben biraz korktum. Galiba ben de bir köpek istiyorum.
Hayatta yeni şeyler denemeyi seviyorum. Esco'nun annesi beni motorsikletlerine bindirdi. Acaba babama söylesem bana da alır mı? İnsan kendini çok havalı hissediyor.
Ve çimenler üzerinde ilk adımlar. Esco buraya gel, ben senin kadar hızlı koşamıyorum.

10 Ekim 2008 Cuma

Sonbahar

Dün Eren'le parka gitmek için sözleşmiştik ama Erenler havaya soğuk bulup gelmek istemediler. Bizde kızımla beraber bir sonbahar gezisi yapalım dedik. Elimizde fotoğraf makinesi ne kadar börtü böcek varsa fotoğrafını çekelim. Börtü çoktu da böcek bulamadık. İşte bizim yaşam alanımızdan sonbahar manzaraları.


Sonbahar daha tam olarak gelmedi buralara. Genellikle yazdan kalma günlerin bahar havası ile karışımını yaşıyoruz. Ama sonbahara karşıcı ağaçlarda yok değil.Yapraklarını çoktan dökmüş, diğerlerine yol gösteriyor.

Çiçekler ise soğumaya başlayan havalara inat hala rengarenk. Belki de bu mevsimin çiçekleri, ben kendimi avutuyorum.Bunlarda kedilerimizden bir kaçı. Duru kedilere bayılıyor, özellikle yavru kedilerle arası çok iyi. Bir tane de köpeğimiz vardı ama yazdan beri ortalarda gözükmüyor.Yol boyunca kaplumbağaya rastlayamadık. Karşımıza çıkan tek hayvan kedi ve koşarcasına kaçtığımız arı.
Bir yarım sonbahar bir yarım bahar. Hüzün çöküyor yüreğime, gözlerimin içi ışık dolu. Yağmurla akıtsam gözyaşlarımı içime, güneşle coşsam gökyüzünde. Elimde kahvem dalıp gitsem uzaklara, uzaklardan alıp getirsem çocuk düşlerimi. Bir yarım sonbahar bir yarım bahar.


14 Eylül 2008 Pazar

Resim Çalışmaları-3

Hangi blogdu hatırlamıyorum yine can sıkıntısından muzdarip olduğum bir zaman internette dolaşırken tesadüfen gördüm ve ilk fırsatta yapmak için aklımın bir köşesine yazmıştım, ta ki cumartesi gününe kadar. Yine bir başka tesadüf eseri hiç ummadığım bir mağazada karşıma çıktı ve hemen aldım. Şimdi ne aldığımı merak ediyorsunuz değil mi? Polisan Cam Dekor.... Benim aldığım paket 6'lıydı ama bildiğim kadarı ile 12'li olanları da var. Kutunun içinden iki tane de sticker çıkıyor. İstediğiniz şekilde boyadıktan sonra cama, buzdolabına, kavanozların üzerine yapıştırıyorsunuz. Sanki vitray yapmışsınız gibi oluyor. Kavanozlarımı renklendirmek için Ankara'dan gelirken cam boyası getirmiştim ama böylesi daha kolaymış. Herkesin içindeki çocuk için eğlenceli bir armağan.

30 Haziran 2008 Pazartesi

Yeşeren Heyecanlar











Büyütmek nedir bilmiyorum. İnsan nasıl bekler heyecanla, nasıl her gün su verir, büyütür filizlerini...Nasıl her gece meyveye dönüştüklerini düşünerek uyur. Her yağan yağmurla sevinir, açan güneşle hüzünlenir. Ayrık otlarını temizler, hiç bıkmadan, inadına inadına. Ve tek arzusu büyüdüklerini görmektir.Sonrası vız gelir. İçinde yeşeren heyecanlar meyve vermiştir ya yeter bundan gerisi onlara.