9 Ekim 2008 Perşembe

Bizim Kabile

Pyzam Family Sticker Toy
Create your own family sticker graphic at pYzam.com


Ailemizin sporcusu babam, evimizin kraliçesi annem, annemle babamın her şeyi, minik prensesleri ben. İşte bizim çekirdek ailemiz. Hayal mi? O sadece hayal, belki ilerde olur.

7 Ekim 2008 Salı

Sobe

Sevgili Neslihan beni sobelemiş, gecenin bir vakti aklıma geldi. Hemen kalkıp yazayım dedim.Sobe konusu oldukça detaylı benim için, yaz yaz bitmez. En iyisi 10 sayfalık bir özet yapmak.

Evde Nefret Edilesi Durumlar


Üst kat komşumuzun sabahın yedisinde gürültü yapması, çok sevdiğim çamaşır makinemin üzerine kaloriferden su damlaması, evi ne kadar çok temizlesemde hala kirli gözüküyor olması, sinekliklerin kapalı olmasına rağmen arıların içeri girmesi, çok özenerek yaptığım bir yemeğin ya da tatlının hüsranla sona ermesi, spor aletinin eşim tarafından askılık olarak kullanılması, çamaşır ve ütü ikilisinin evi bir türlü terk etmeyişi, tatlı krizine girdiğimde evdeki çikolataların bitmiş olması, bla bla bla,.... Yeter mi yoksa devam edeyim mi?
Yeter, yeter tamam sobelenmek isteyen herkesi sobeliyorum...

Kaçak İnşaat

Amerika'da mortgage sistemi göçtü, dünya krizin eşiğinde bu gidişle ev sahibi olamayacağız diye düşünürken neden biz de bir gecekondu yapmıyoruz dedim. Mağlum eskiden gecekonduyu kondurup seçim zamanı tapuyu alanlar şimdi yaşıyor. O gecekondularını müteahhitlere kat karşılığı veriyorlar. Bakarsınız biz de tapuyu alıp, üstüne bir de gökdelen diktirdik mi yaşadık gitti. İçime heyecan düştü bir kere hiç durur muyum, gerekli fizibilite çalışmasını yaptıktan sonra eldeki malzemelerle bir saatte gecekonduyu konduruverdim.

Herhangi bir kutu, kartondan da yapabilirsiniz, yapıştırıcı, eski bir dergi,makas, kurşunkalem ( bu kalem de hep böyle yapıyor, resim çektirmeyi sevmiyormuş, gene kaçtı) ve bir de ben de olmayan cetvel.Böyle bir evi ki bundan daha da büyüğünü ablamlar daha ben çocukken yapmışlardı. Ama onların ki mükemmel olmuştu. Ölçüleri tam, benim ki gibi eğri büğrü değil, açılıp kapanan pancurlar, bizim gecekondunun bir perdesi bile yok. Kocaman bir bahçesi, ağaçlar, çiçekler, ne yapalım eldeki tek arazi olan halının üstüne konduruverdik.


Dergiden sayfaları koparıp şeritler halinde kestim. Ölçü vermek isterdim ama cetvelim olmadığı için rastgele kestim. Sonra kurşunkalem yardımı ile boru şeklinde kıvırdım ve uçlarını yapıştırdım. Kalınlığı size kalmış, fakat fazla kalın olmamasında fayda var.

Daha sonra bunları kutunun üstüne yapıştırdım. Bir nevi kütük şeklinde oldular. Hani dağ evleri vardır ya, gözünüzde canlandırın işte onlar gibi. Aslında çatıyı da aynı şekilde yapmam gerekiyordu ama sıkıldığım için yine derginin kırmızı sayfalarından bir sayfa ile kapattım. İşte bir sofa bir bakla gecekondumuz tamam. Tabi 2 saat sonra zabıta Duru tarafından yıkıldı ama olsun sonuçta bir kaç saatliğine de olsa benim de bir evim oldu ya...


6 Ekim 2008 Pazartesi

Sonuç " 0 " Mı?


Duru bugün 10 aylıkoldu.Bir kaç gün sonra rutin kontrolümüz için Ecmel Amca'yı ziyarete gideceğiz. Vermiş olduğu karbonhidrat takviyesi de kilo almamıza yardımcı olmadı. Herhalde Zinco'ya başlayacağız. Kahvaltı, sebze yemeği, yoğurt, muhallebi hiç birini doğru düzgün yemiyor. Severek yediği tek şey balık ve meyve. Altıncı aya kadar önüne ne koyarsak tüketen kızım sancılı Bodrum seyahatinden sonra bir anda kendini kilitledi. Üç aydır ayni kiloda, belki kilo vermiyor olması da bir şans ama üzülmeden yapamıyorum. Yemek düzeninde olduğu gibi uyku düzenimizde tamamen bozulmuş durumda. Kendi başına uyuyan, geceleri bir ya da iki kez uyanan kızım gitti yerine emmeden uyuyamayan ve geceleri sayısını hatırlayamadığım kadar çok uyanan bir kız geldi. Kaç aydır yorgunluktan ve üzüntüden göçmüş durumdayım. Bir anne olarak başarısız mı oldum. Sonuç " 0 " mı?
Ben bir Tracy Hogg annesi değilim,olmadım bundan sonra da olamam. Duru'yu kitaplara göre yetiştirmedim belki hata ettim belki doğru olanı yaptım bunu zaman gösterecek. Duru için elimden gelenin en iyisini yapmak istemiştim.Ye,yat,oyna üçleminde büyütmedim. Biz daha çok ye, çevreyi tanı, yeni şeylere dokun, keşfet, araştır, anne göğsünde dinlen,yat sınırsızlığında zamanı geçirdik. Peki sonuç " 0 " mı?

Nazi kampında büyüyen bir çocuğun hikayesi var,birgün bloglar arası gezerken belki rastlarsınız belki de çoktan rastladınız ama o kadar güzel işlenmiş bir hikayeydi ki farkına varamadınız. Belki işin iç yüzünü bilmesem ben de inanırdım her tarafı saran toz pembe mutluluğa. Kıskanıyor muyum, Duru'nun da sistematik bir çocuk olmayışını, günde 17,5 saat uymayışını, kaşıklar arası sürenin uzunluğuna ağlayışını, akşam 7 de yatıp sabaha kadar hiç uyanmayışını kendi rahatım için kıskanıyorum. Evet kıskanıyorum var mı daha ötesi. Anneliğimi onun anneliği ile kıyaslamalarını kıskanıyorum. Mükemmel anne diye önüme getirmelerini kıskanıyorum.

Canım kızım bu yazının cevabını sen ver.. Sonuç " 0 " mı?

4 Ekim 2008 Cumartesi

Kahvaltı

Dün hep beraber bir sabah kahvaltısı yapacaktık ama benim kahvaltı hazırlandıktan sonra uykum gelince bizimkiler uzun zamandan beri ilk defa başbaşa bir yemek yediler.
Uyumadan önce annemin tarifine göre babamın pişirmiş olduğu krebi süslemeyi başardım, tabi annişin yardımıyla. Annem hazırlamış olduğu kreblerin içine yemek saatine göre değişik malzemeler ekleyip servis yapıyor. Bazen sebze bazen de tavuk, mantar soteleyerek içine koyuyor, üstüne kaşar peyniri rendeleyip fırında peynirler eriyinceye kadar pişiriyor.
Annemin krep tarifi ise şöyle: 10 çorba kaşığı un
2 su bardağı süt
2 yumurta
1 paket kabartma tozu
biraz tuz
pişirmek için de sıvı yağ

2 Ekim 2008 Perşembe

Dolu Dolu Bir Gün

Sevgili bu ne zaman ne yapacağı belli mi olur, gece düşünmüş de sabaha kadar içinde zor konuk etmiş. Sabah olunca bir heyecan bir gülümseme hadi sahile gidiyoruz. Hem kahvaltı ederiz hem gemi yüzdürürüz. " Peki sen biliyor musun kağıttan gemi yapmayı ? " Sorun değil, şöyle elimizle tutup yüzdüreceğiz. Hadi herkes kendine bir gemi seçsin.


Biz Duru'yla birlikte bir yakalayalım dedik ama bir türlü yakalayamadık. Tam tutacak gibi oluyoruz gemi birden parmaklarımızın arasından süzülüp gitti. Bir de gemiler arkamızda olunca yakalamak zor oluyor.



Ben arılardan köşe bucak kaçarken bizim iki kafadar atmışlar çakıl taşlarının üstüne kilimi bağıra çağıra şarkı söylüyor. Bir yandan da biz çok acıktık diye de tempo tutuyorlar. Anne bir yandan arıdan mı kaçsın yoksa kahvaltı mı hazırlasın bilemedi. Azıcık aşım kaygısız başım diyerekten evden getirdiğimiz tostlarımızı yedik, çayımızı yudumladık. Tabi her arıyla da benim havalara zıplayıp sahil boyunca koşmam da günün komedisi oldu.

Hep baba kız bu güzel havanın keyfini sürecek değil ya biraz da kız kıza güneşlenelim dedik. Duru Hanım denize bayıldı, sürekli el çırpıp durdu.

Sahilde güneşlenme faslımız bitince bu sefer soluğu Boğaziçi Hayvanat Bahçesinde aldık. Duru özellikle akvaryumu ve maymunları çok beğendi. Şempazelerle birlikte çığlık çığlığa bağırıp durdu. İşte günün kısa bir özeti. Gitmek isteyenler için bu havaları tavsiye ederim. Hava çok sıcak olmadığı için koku da fazla olmuyor. Biz çok rahat gezdik, sandığım kadar da büyük bir hayvanat bahçesi değilmiş. Ankara'da büyüdüğüm için sadece Atatürk Orman Çiftliğini biliyordum, benim için de çok güzel bir süpriz oldu. Bu güzel için sevgiliye ve Duru'ma çok teşekkür ederim. Sizi çok seviyorum.

Son bir şey: her canlı kendi doğasında mutlu, onlara bu mutluluğu sağlayamayacak ve hak ettikleri saygıyı gösteremeyeceksek lütfen hayvanat bahçeleri olmasın.



Üç Blog Bir Bayram

Berk, Sibel ( kendileri bebek değil) ve bizdeniz bir bayram buluşması yaptık. Havanın güzel olmasını fırsat bilip Tuzla sahiline inelim dedik. Babamız bize köfte ısmarladı, pek güzeldi doğrusu. Bu sırada meğer Berk'lerde bize gelmek için yola çıkmamış mı? Annem bunu duyunca çok üzüldü, yoksa görüşemeyecek miyiz diye babamın başının etini yedi ama kahraman Murat Amca bir manevra ile hoppp Tuzla sahile dönüverince biz de buluşmuş olduk. Babalarımızın kucağında sahilde biraz yürüyüş yaptıktan sonra annemin yoğun emrivakisi üzerine bizi kırmayıp hep beraber evimize geldik.


Berk daha beş aylık olduğu için ben ona ablalık yaptım. Oyuncaklarımı getirdim getirmesine ama Berk her elini attığında kıskançlık yapıp geri aldım. Annem tabi Berk'i dişine göre buldun değil mi diye biraz sitem etti. Ne yapayım anneciğim, ben de Eren'e kaptırıyorum oyuncakları. Hem Berk o kadar centilmen ki bana hiç kızmadı. Şimdi sıra bizde en kısa zamanda İstanbul'a gideceğiz ve ben soluğu hemen Berk'lerde alacağım. Sibel Teyzelere gitmek isterdim ama onda oyuncak yok ki. Berk, Murat Amca, Pınar ve Sibel Teyze geldiğiniz için çok teşekkür ederim, çok güzel bir gün geçirdim.