10 Aralık 2008 Çarşamba

Nasılım?



Neslihan Teyze bana taaa Giresun'dan bu kulaklığı, annemin bir türlü giydirmeyi beceremediği çok şirin eldivenleri, sizin göremediğiniz ama bana çok yakışan çorabımı doğum günüm için göndermiş. Neslihan Teyzeciğim çok teşekkür ederim, hepsini o kadar çok sevdim ki; hele de bu kulaklıkları kafamdan çıkarmak istemiyorum. Beni acayip havalı yaptı. Kendimi bazen DJ gibi hissediyorum. Bizimkilerde benim bu halime çok gülüyorlar.

6 Aralık 2008 Cumartesi

İyi ki Doğdun Meleğim

O gülen gözlerin hiç solmasın, hep böyle mutlu olursun inşallah. Seni o kadar çok seviyoruz ki, iyi ki doğdun meleğim, iyi ki bizim kızımız oldun. Daha nice yıllara, hep birlikte...

3 Aralık 2008 Çarşamba

365 Etkinlik




Hafta sonu alışveriş merkezinde gezerken sevgili elinde bir kitap heyecanla yanımıza geldiğinde önce ne gerek var dedim. Ancak kitabı açıp incelemeye başladığımda Duru ile birlikte yapabileceğimiz bir çok değişik faaliyetin olduğunu gördüm. Bu faaliyetlerin sayısı eli yatkın olanlar için daha da artıyor. Ben en çok parmakla yapılan penguenler ile yine el iziyle yapılan kelebekleri beğendim. Duru gittikçe oyalanması zor bir çocuk haline dönüşmeye başladı, umarım birlikte yaptığımız bu faaliyetlerden büyük zevk alırız. Şimdilik bunun için biraz beklememiz gereksede...

1 Aralık 2008 Pazartesi

Eğlenceye Tam Gaz

Bu hafta sonu şahsıma özel tırtıl gezintisi yaptım, atlı karıncaya bindim. Bizimkilerin beni bu kadar eğlendirmesine karşılık ise bol bol huysuzluk yaptım, zaten üç gündür de doğru düzgün yemek yemiyorum.Annem bu yüzden kafayı yemek üzere, gece emzirmelerini kesmek istiyor ama ben huysuzlandığım için yapamıyor.

Eğlence bu kadarla da bitmedi tabi ki biraz market turu, bizimkilere yeni şeyler aldırmak için yapılan nazlar, tadım pizzayı birbirine katma çabalarım ve kampüs de kedi kovalamaca, kısacası pazar günü çok eğlendim ama bizimkileri bilemem...


27 Kasım 2008 Perşembe

Davetlisiniz

06.12.2008 saat 10.10, Meltem Hanım çekip çıkarıyor seni, popona şaplak yemeden basıyorsun çığlığı. Hoop doğru çocuk doktorunun yanına gidiyorsun, skorlama başlıyor. Baban yanıbaşında dünyadaki ilk dakikalarını kaydetmeye çalışıyor. Bense en ufak bir aradan bile seni görmeye çalışıyorum, anestezi uzmanı birazdan yanına getirecekler diyor, kafamı sürekli yana çevirmekten tansiyonum düşüyor, oksijen takviyesi yapıyorlar. Hayır ben iyiyim diyorum, sen viyaklamayı hiç kesmiyorsun. Doktorun eli çabuk hemen bitiriyor skorlamayı, hemşire yeşillere sarmış bana getiriyor seni: hadi öp diyor. Ama bu çok kirli diyorum içimden, nasıl öpeceğim. Kollarımda dursa olmaz mı? Bir ömür boyu sürmesini dilediğim bir dakikacık bir buluşma bizimkisi. Gözlerimi kapayıp kafana bir öpücük konduruyorum. Minik meleğim artık aramızda...

25 Kasım 2008 Salı

Hafta Sonu

Bu babam da çok komik doğrusu, sözde beni banyoya hazırlaması gerekiyordu. Bakar mısınız yaptığına. Ben bu firavunu çok seviyorum.
Cumartesi günü de lojman komşumuz Nil'in doğum gününe davetliydik. Bir gün önceden haberimiz olduğu için sabahtan çarşıya inip hediyemizi aldık. Annem beni de unutmadı ve bana da yeşil boğazlı bir kazak aldı. İlk defa böyle bir kazağım oldu. İki saat orda kaldıktan sonra diş hekimi ile olan randevumuza yetişmek için ayrıldık. Annemin 20 yaş dişi çekildi, diğerlerinin ise ameliyatla alınması gerekiyormuş. Ben anlamıyorum çıkmak için bu kadar çok canımı acıtan dişleri neden çekiyoruz.

Pazar günü de baktık hava biraz da olsa sıcak, annem de yemek yapmamış hemen sahile inelim dedik. Gitmişken doğum günü organizasyonumu da yapmış olduk. Bizimkiler yemekleri tadıp davetlilere hangisi ikram edeceklerini düşüne dursun ben kendime hemen arkadaş buldum.

Elif maalesef lojmanda yaşamıyor, o gün bir arkadaşlarını ziyaret için gelmişler. Ben kendisini çok sevdim. Bu arada Elif 3,5 yaşındaymış yakında ona yetişirim gibi geliyor. Babalarımız da çok iyi anlaşınca doğum günüme Elif'i de davet ettim, bakalım gelecek mi? Babam daha doğum günü davetiyemi hazırlamadı. Yapınca bloğuma ekleyeceğim, şimdiden söyleyeyim hepiniz davetlisiniz.

22 Kasım 2008 Cumartesi

Zor Bir Karar

Dünden beri içimde bir sıkıntı, bir suçluluk duygusu, acaba doğru mu yaptım, yoksa...Artık Duru'nun bir bakıcısı var. İşe mart ayında dönecek olmama rağmen şimdiden adaylarla görüşelim dedik. Aslında bu bizim ilk görüştüğümüz bakıcı ve tavsiye üzerine bulduk. Hatta görüşme sırasında tavsiye telefonu bile geldi ama insan yine de yeterince emin olamıyor. Yeni bakıcımız şubat ayında işe başlayacak, bir ay boyunca beraber olacağız. Duru'nun evimizdeki yeni teyzemize, teyzemizin bize alışması lazım. Dünkü görüşmemiz sırasında minik prensesim hiç yabancılık çekmedi, Hasibe Teyzesi ile birlikte oyun oynadı, kucağında oturdu. Biliyorum bakıcı ile büyüyen ilk çocuk benim ki değil ama yine de kendimi bir tuhaf hissediyorum. Çocuğumu bir yabancıya bırakacak olmak kendimi kötü hissettiriyor. Umarım yanlış tercih yapmamışızdır. Bu suçluluk duygusundan daha kötü. Tek tesellim Hasibe Hanımın 20 yıldır lojmanda tanınıyor ve hep bu lojman içindeki çocuklara bakmış olması, en azından kimlerden referans alacağımızı biliyoruz. O gün geldiğinde seni bırakıp gitmek fikrine şimdiden kendimi alıştırsam iyi olacak. Ne olur zaman yavaş geç...