31 Ağustos 2009 Pazartesi

ÇOK AÇTIK ARAYI ÇOOK

İş güç derken kendimizi fazla kaptırdık hayatın koşuşturmacasına. Halbuki giden günler geri gelmiyor. Ne Miko'nun zulmü ( namı diğer şube müdürü) ne de diğerleri güzel günlerimizi siyaha boyamamalı. Bundan sonra çok yorgun olmadığım sürece yazmaya devam edeceğim. Duru'da ben de sizleri o kadar çok özledik ki. Umarım sizde bizleri unutmamışsınızdır. Sıkı durun biz geri döndük.

Bu hafta sonu soluğu yine dışarıda aldık. Önce İzmit ertesi gün de bir İkea yapalım dedik. Bu gezintiden en karlı çıkan yine Duru oldu. Bir bebek, masa ve sandalye, bir de tahtadan tren seti aldık. İkea her zaman gitmek istemişimdir ama bir türlü kısmet olmamıştı. Her ne kadar ufaklığın kaprislerinden gezmek eziyete dönüşsede yine de keyifli bir mağaza turuydu. Özellikle meydan alışveriş merkezinde oldukça keyifli saatler geçirdik. Darısı diğer günlerin başına. İşte hafta sonumuzdan eğlenceli dakikalar.


30 Temmuz 2009 Perşembe

Soranlara Selam Olsun





Uzun ama çok uzun bir aradan sonra geri dönmüş olsak da öyle uzun uzadıya kalacak değilim maalesef. Sadece bizi merak ettiğini bildiğim dostlarımızı üzmemek için iyi olduğumuzu bildirmek amacıyla yazıyorum. Ne kadar acı ki binbir hevesle başladığım bloğa vakit ayıramıyorum. Üstüne üstlük eve iş getirmeye başladım. Bir de bunun üstüne bir de sevgilinin kaprislerini, kendini bir şey sanan yetkili bozmalarının tavırlarını, müdürün stresini ekle beni çıkar ne kaldı: koca bir yorgunluk. Bu arada son resimdekiler benim yeğenim olur. Ben bu üç sıpanın doğduğu günü bilirim. Şimdi kocaman oldular. Aslında bir sıpamız daha var ama o ogün gelememişti.

21 Haziran 2009 Pazar

BABACIĞIM

Babacığım seni çok seviyorum. Babalar günün kutlu olsun. Kocaman yürekli kocaman babam benim. Hep yanımda kalacaksın değil mi?

15 Mayıs 2009 Cuma

Biri Bizi Durdursun





Bir anneler günüde böyle geçip gitti ama ben daha yeni yazmaya fırsat bulabildim. O da şöyle uzun uzadıya değil, bir iki satır ancak. Bu aralar eskisine göre daha bir yoğunum; bankada görev pozisyonum değişti ve hiç bilmediğim bir alanda çalışmaya başladım. Yedi yıl sonra tekrar çömez oldum. Bakalım neler olacak. Bu yoğun tempo içinde Duru'yu ve sevgiliyi ihmal etmemek içinse kırk takla atmaktan taklacı güvercinlere döndüm. Alternatif çözüm yolları için önerilerinizi bekliyorum. Ve sevgili blog arkadaşlarımız: yorum yazamasamda bloglarınızı okuduğumu bilin. Yine kısa ve duygu yoksunu bir post oldu. Bir daha ki sefere diyerek bana müsade....

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Kanatsız Meleklerim

Portakal ve limon çiçeklerinin kokusu içinde büyülü bir düşdeyim. Kanatsız meleklerim bugünü güzel kılmak adına ellerinden geleni yaptılar. Sabah sıcacık bir sarılışla başladı herşey, arkasından bugüne anlam katan en güzel hediyeyi verdiler. 17 ay sonra ilk defa anne dedi. Meğer sevgili ile kaç aydır çalışıyorlarmış. Hep kendimi çok şanslı görmüşümdür. Çünkü ben anneler günü doğmuşum. Ama ne yazık ki sadece 7 yılda bir denk geliyor. Demekki seneye aynı güne denk gelecek.
Hava güzel, karnımız aç,yeni bir mekan keşfetmişiz,üstüne üstlük bir de benim doğumgünüm yine düştük yollara. Yeşillikler içerisinde hoş ve keyifli bir mekan burası: Ser Çeşme. Biz kahvaltımızı ederken Duru'da hiç durmadan ordan oraya koşturup durdu. Hayvanları çok seven civcivim mini çiftliğin başından ayrılmak bilmedi. Aslında bugüne ait çok şey yazmak istiyorum ama resimler kadar kelimelerimin iyi olmamasından korkuyorum. Bu yüzden bırakalım resimler konuşsun.




26 Nisan 2009 Pazar

Her Eve Lazım



Bu sefer suç bende değil, geçen hafta boyunca yazmak için ne zaman bilgisayarın başına otursam internet yoktu. Bu yüzden yine bloğu boşlamış gibi olsamda suç bende olmadığı için rahatım. Baktım bugün sevgili sorunu çözmüş, deney yapmak üzere iş yerinin yolunu tutmuş bende ne kadar eş dost var ziyaret edeyim hem de bloğa şöyle iki kondurayım dedim. Geçen hafta ailece yine dolu dolu geçti. Bol bol gezip, portakal, limon, kiwi, domates, biber, salatalık ve karpuz ekimi yaptık. Duru ördekleri kovalayıp bol bol koyun besledi. Ancak bu aktiviteler sırasında kameramız yanımızda olmadığı için maalesef görüntüleyemedik. Bu arada sevindirici bir haber üst kattaki gürültücü ailenin lojman süresi bitiyor, inşallah yerine anlayışlı ve gürültüsüz insanlar gelir. Acaba gelir mi? İNŞAALLLAAAHHH...

Tabi bu kadar gezmek bizi kesmedi, bir günde İzmit'te kaldık. Baba ile ocakbaşı keyfide bir başka oluyormuş. Sevgili sanki askerlik arkadaşı, bizim kız da kırk yıllık ocakbaşıcı. Her yerde yerinde oturamayan cadı sandalyesinde uslu uslu oturup çorbasını içti.

Eee bu kadar uslu olan prensesi de ödüllendirmek lazımdı değil mi?

15 Nisan 2009 Çarşamba

Geçen Hafta

Sevgili sorup duruyor ne zaman yazacaksın, işe başlayalı bloğu iyice boşladın diyor.Haklı haklı olmasına ama o kadar çok yoruluyorum ki. Eve en erken 19.30 da gelebiliyorum. Bir saat Duru ile vakit geçiriyorum. Sonrasında da yemek hazırla, biraz dinlen en sonunda da uyku gelince cumburlop yatak. Durum böyle olunca da bloga vakit kalmıyor. Ama baktım olacak gibi değil,sevgili de evde yok bari bir iki satır karalayalım dedim.
Hafta sonu bizim Tazın bakımı olduğun için İzmit'e gittik. Arabamızı beklerken bizde outlet merkezinde 4 saat vakit geçirmek zorunda olduğumuzdan girmedik dükkan bırakmadık. Tabi bunların arasında oyuncak mağazasından Duru'yu bir türlü çıkaramadığımız için vaktimizin çoğu burda geçti.

Duru hangi oyuncakla oynayacağını şaşırdı ama sanırımbizim çocukluğumuzun lulahopunu çok sevdim. Bir ara bende deneyim dedim ama iyice paslanmışım, bir türlü çeviremedim. Ama Duru'yu görmeliydiniz hemen bizi taklit edip incecik belinde çevirmeye çalıştı.

Scooter delisi bir kız,üstünden inmek bilmedi. Ne yapacağız bu yaramazla bilmiyorum. Bisiklete de ayakta biniyor. Nerde ne kadar atlamalı,zıplamalı, aksiyon dolu bir şey varsa bizim ki orda. Şimdide arabalara merak sardı, illaki direksiyona geçecek. Tabi biz sevgili ile bu duruma hemen müdahele ediyoruz ama bazen durdurmak mümkün olmuyor.

Sonunda prensese istediği bisikleti aldık ve bisiklet sayımız ikiye çıktı.. Pusetten sıkılmaya başlayan Duru ve bizim için son derece rahat oldu. Artık her yere yanımızda taşıyoruz. Sevgili bu kadar yeter mi, uykum çok geldi.