31 Ocak 2009 Cumartesi

Boyacılar ve Çifte Sobe


Yakında evin bütün duvarlarını boyamış olacağız. Aslında sulu boya kullanmak hem iyi hem de kötü oluyor. İyi tarafı silinebiliyor, kötü tarafı ise adı üstünde sulu düz duvarda akıyor. Winnie'nin yalnız canı sıkılmasın diye diğer karakterleri de yapacaktım ama pazartesi günü bakıcımız işe başladığından evi derleyip toplamakla meşgulüm. Bir de sevgilinin salı günkü sınavı buna eklenince resim çalışmalarımıza bir süre ara vermek zorunda kaldık. Şu anda aklımda olan ise Duru için ilk etapta dört parçalı bir puzzle hazırlamak. Bunun için ise nerde ne olduğunu hala öğrenemediğim Gebze'de bir kırtasiye bulup mukavva ve karton almam lazım. Bakalım nasıl bir şey olacak.
Şimdi gelelim sobemize. Bütün ısrarlarıma rağmen bir türlü dinlenmeyen ( bloğunu okuduğunuzda neden sitem ettiğimi anlayacaksınız) sevgili Yeliz ve elime bir geçirsem hapur hupur yiyeceğim Minik mucize beni sobelemiş. Ara ara okuduğum ve şu an en yakınımda olan kitap da aynısı olduğu için iki sobeyi birleştirip Sibel Teyze' yi ebeleyip cevaplara başlıyorum. Sakın gülmeyin ama...
1. Yakınınızda bulunan ilk kitabı alın.
Andersen Masalları
2. 161. sayfayı açın.
Bir an 161 sayfa yok sandım
3. Beşinci cümleyi okuyun.
Okudum
4. Blog sayfasına yazın.
Tavşan oracıkta uzanıp kaldı, ben ise yoluma devam ettim.
Sobeyi de kendime göre uyarladım ya ne diyeyim bana....

29 Ocak 2009 Perşembe

İlk Ciddi Kaza

Korktun, korkuttun... Her zaman ki düşmelerden biri sandım. Ağlıyordun, belli ki canın yanmıştı. Yanına geldim, düştüğün yerden seni kaldırdığımda ağzının kenarından sızan kanı gördüm. Önce dişlerine baktım yerinde mi diye, seni kucağıma aldığım gibi nereye gideceğimi bilemeden sevgiliye seslendim. Sen kucağımda bir salona bir banyoya gidip ne yapacağımı bilmeden dolanıyordum. Sevgili gelip seni kucağımdan aldı, bol suyla ağzının içini yıkadı. Bense üstünü sırılsıklam yaptığı için içimden sevgiliye kızıp duruyordum. Yeni giysiler alıp üstünü değiştirmek için kucağıma oturttuğumda gözyaşlarını dindiremediğim, seni gözümden sakınamadığım için sen ne biçim bir annesin diyordum kendime. Neden engel olamamıştım, neden yanında olamamıştım. Ben bu düşünceler içindeyken içerden sevgilinin sesi beni kendime getirdi. Doktorunu aradım, rahat ol, dişlerini kontrol edeceğiz, damak yarılmamışsa problem yok diyordu. Sevgilinin muayenesi sonucunda dişler sağlam, dudağımız patlamış, silikon taktırmış gibi.
Yeri gelmişken kalıcı dişler ile ilgili olarak diş hekimimizin verdiği bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. Şayet çocuğunuzun kalıcı dişi her hangi bir kaza sonucu yerinden çıkarsa dişi kök kısmından değil de ucundan tutup ( ne kadar kirli, çamurlu, vb. olursa olsun ) bir bardak sütün içine atıp en kısa zamanda diş hekiminin kapısını çalıyorsunuz ve dişi yerine yerleştiriyorlar. Ama burada zamanın çok büyük bir önemi var.

28 Ocak 2009 Çarşamba

Duru Modası


İşte LC Waikiki'nin yeni yüzü, bu fotoğraf Waikiki'nin 2009 ilkbahar kataloğundan alındı dermişimmmm...
Ben derim demesine de Waikiki ne der bilmiyorum. Montu daha Duru doğmadan önce kalan iplerden örmüştüm. Hafta sonu hava güzel olunca bunu giydirmeye karar verdim. Teyzemizin ördüğü bere de şıklığımızı tamamladı doğrusu. Eve gelip de çektiğim fotoğraflara bakarken kendimi Waikiki'nin kataloğuna bakıyormuş gibi hissettim. Duru'ya bu pozu verdirtmek hiç de zor olmadı. O sırada sevgilinin helikopterinin uçuşunu seyrediyordu yoksa kendiliğinden uzaklara dalıp gitmişliği yok.

26 Ocak 2009 Pazartesi

Acemi Picasso


Duru büyüdükçe sevgili ile birlikte acaba gelişimine nasıl katkıda bulunabiliriz diye daha sık düşünmeye başladık. Geçenlerde gördüğümüz bir blog sevgilinin aklına evin duvarlarını boyamak fikrini getirdi. Biraz daha büyüyünce verelim eline boya ile fırçayı istediği gibi boyasın dediğinde doğrusu oldukça heyecanlandım. Bu benim için yıkanacak daha çok lekeli çamaşır, bitmeyen boya temizliği ama en önemlisi Duru'nun görülmeye değer neşesi demekti. Tıpkı bugün olduğu gibi. Keşke o anların fotoğrafını çekebilseydim ama her tarafımız boya olduğu için bari kamera temiz kalsın dedik. İkinci denememizi sevgili evdeyken yapacağız ki her anını görüntüleyebilelim.
Biz bu çalışmamızda sulu boya ( şu anda evde olan tek boya olduğu için, siz isterseniz başka bir boya da kullanabilirsiniz), resim fırçası ve beş parmak kullandık. Duru bir ara suluboyalı suyu içtiği için ona engel olma çabam sırasında parmaklar karıştı. İşaret parmağı yerine başparmağı basınca arıların kanatları kendileri kadar besili oldu. Bu arada Duru'da kendisine getirdiğim suyu yere döküp içinde yüzmeye başlamıştı bile. Minik Picasso'nun hasta olmaması için resmi bırakıp temizlenme işine başladık fakat bizim kız durur mu içine sinmemiş olacak ki üstünü giydirirken kaçıp kaçıp resimdeki hataları düzeltiyordu. Bir daha ki sefere teldeki kuşlar konulu bir çalışma yapmayı planlıyoruz. Bizimle bu eğlenceyi paylaşmak isteyen herkesi bekliyoruz. Daha boyanacak bir sürü duvar var.

24 Ocak 2009 Cumartesi

Yaşanmış Anların Geciken Yakalaması

Biz yaşadık yaşamasına ama bir türlü bilgisayarın başına oturup sizlerle paylaşamadım. Çok mu meşguldüm hayır, Duru'mu engel olmuştu, ona da hayır. Peki neydi beni alıkoyan koca bir yorgunluk. Birden üstüme çöken, aldığım nefesi bile zorlayan baş dönmeleri, halsizlik, bacak ve bel ağrıları geçen hafta boyunca beni esir aldı ama yaptığımız ateşkes anlaşmasına uyup hala beni serbest bırakmadı. Baktım bugün havalandırma günüm, moralim de iyi bir gayret anıları iyice geç olmadan bloğumuza aktaralım dedim. İlk fotoğrafımız geçen hafta gittiğimiz alışveriş merkezinden. Nasıl bir ironi ise arkada korsan gemisi önde iglo. Global dünya bu olsa gerek.
Burada da bir eskimo buz tutmuş gölde balık avlamaya çalışıyor diye düşünüyorum çünkü uzağı gözlüksüz göremediğim için ne yapmaya çalıştığını çıkaramadım. Bu arada penguenler kuzey de mi yoksa güney de miydi?Bu çocuklar neden hep boyundan büyük eşyalarla uğraşırlar ki. Sanırım market arabası ile duygusal bir bağ kurdu. Duru kendisine aldığımız oyuncak market arabası ile yürümeyi öğrenince her gördüğü market arabasına saldırıyor.

Bu kadar yorgunluğa insan tabi ki acıkır da bizim kız biraz fazla acıkmış galiba, baksanıza koca ekmeği kapmış götürüyor.Evde sürekli bu kulaklıkla dolaşıyoruz. Neslihan Teyzesi ne de güzel seçmiş, prensesime çok yakışıyor doğrusu. Diğer prenses de Duru'nun ikizi Doğa..:))) Salı günü sevgili evdeydi ve bizde havanın güzel olmasını fırsat bilip hemen sahile söylemesi ayıptır mangala indik. Duru burada sokak defilesinde, anne ve anneanne ortak yapımı hırkası ile kampüsde boy gösterdi. Fotoğraf çekildikten 10 dakika sonra nasıl bir süprizle karşılacağını bilmeden dolaştı durdu. Tabi süprizi görünce bizim kızın kahkahaları her yerden duyuluyordu. Fotoğraf makinemizin bataryası bitmeseydi geciken yakalamalara onu da ekleyecektim ama bir daha ki sefere artık. Süprizin ne olduğunu merak mı ettiniz, hemen söyleyeyim. Sevgili bugün uzaktan kumandalı bir kamyonetle helikopter aldı ve biz onları denemeye gittik. Şaşkın kuzum helikopterin peşinden koşup durdu, bizde Duru'nun peşinden.

Duru meyve yemek için bekliyor, cheetos anneye. Sevgili bu sefer küçük paket almış, artık kilolardan kurtul demek istiyor galiba.

19 Ocak 2009 Pazartesi

Pancar- Patates Çorbası

Ne zamandır Duru bugün ne yemiş bölümü yapmak istiyordum ama her gün yemek yapıp yedirmek için de çaba sarfedince akşama yemekle ilgili bir şey yapmak içimden gelmiyordu. Ama benim gibi hergün ne yedireceğim kaygısı taşıyan annelerle yaptığım tarifleri paylaşmak istiyorum. Tabi bunların bir kısmı benim uydur buldur yemeklerim ile bir kısmı da" Miniklerin Yemek Keyfi " adlı kitaptan
yaptığım yemeklerden oluşuyor. Bugünkü ilk tarifimiz kitabımıdan bir tarif, umarım minik melekler beğenirler.
Pancar- Patates Çorbası
Pişmiş bir kırmızı pancar
1 adet patates
150 ml süt
tereyağ
Patatesi yıkayın, soyun ve rendeleyin. 10-15 dakika kaynar suda pişirin. Soyulmuş ve küçük küpler halinde kesilmiş pancarı ekleyin.1-2 dakika daha pişirin. Süt ve tereyağ ekleyip blendırdan geçirin.
Pancarı nasıl pişireceğim diyorsanız yazarımız Nathalie Tuncer o konuda da bizi aydınlatıyor. "Kırmızı pancarlar kabuklarıyla pişirilir, yoksa renksiz olur. Tencere dibinde az suyla, pancarın büyüklüğüne göre pişme süresi 1 ila 1,5 saattir ( düdklü tencerede 35-45 dakika). Çatalın dişleri kolayca batıyorsa piştiğini anlarsınız."
Ben yazarın tavsiyesine uyup dört tane pancarı haşlayıp geri kalanıyla da pancar salatası yaptım. Bu işten en çok sevgili karlı çıktı çünkü pancara bayılır.
Bu arada yazarımızdan pancarla ilgili göz önünde bulundurulması gereken çok faydalı bir bilgiyi de unutmadan ekleyelim:" Pancar magnezyum, fosfor, potasyum ve A, B9, C gibi üç önemli vitamin içerir. Pancar yiyen bebeğinizin idrar ve dışkısının kırmızı renk alması sizi korkutmasın. Pnacarı bebeğinize sık sık sunmaktan kaçının, çünkü çerdiği oksalik asit kalsiyumu tutarak eksikliğine yol açabilir. Yanında yoğurt, süt gibi kalsiyumdan zengin süt ürünleriyle vermek doğru olur."
Resimde çorba pembe renkte çıkmış ama bildiğimiz kırmızı pancar renginde oluyor. Duru bugün yarım öğlen yarım da akşam olmak üzere toplam bir kase bu çorbadan içti. İlk deneyim için fena bir sonuç değildi.

18 Ocak 2009 Pazar

Une petit surprise

Duru nerde dersiniz. Bu ağzı açık bakış, şaşkın surat....Yoksa hala bulamadınız mı? İsterseniz bir de videoya bakın.


Buldunuz değil mi? Hayır mı? O zaman bir ipucu daha verelim.
Duru nerdeymiş bugün: SİRK 'te. Via-Port'a sirk geldiğini duyduğumuzdan beri gitmeyi planlıyorduk. 33 yıllık ben televizyon dışında hiç sirk görmemiştim ve oldukça heyecanlıydım. Aslında beklediğim gibi büyük bir sirk değildi ama yine de ailece yeni bir şey yapmak bizim için çok keyifliydi. Sizler için süprizimizden bir kaç kare...
Bu yavru kaplan sirkin fotomodeli, bakıcısının omzunda o kadar tatlıydı ki, ama insan keşke annesinin yanında olabilseydi diyor. Bir anne sıcaklığının yerini kim tutabilir.
Bu akrobatlar yüreğimi ağzıma getirdi. Gözleri bağlı, altta file olmadan çemberin üstünde yürürken düşecek sandım. Duru büyüyünce anne ben akrobat olacağım dese ne yapardım acaba.
Bütün akrobasi hareketlerinde hep bu çift vardı. Zaten sirkin kadrosu topu topu 1o kişiden oluşuyordu.
Palyaçomuz Cino, oldukça eğlenceliydi.
Bu atlar beni çok korkuttu, iyi ki ön sıradan bilet almamışız dedim. Bu bölümde seyircilerden bir kaç kişiyi, bellerinden güvenlik ipi ile bağlayıp ata bindirdiler.
Bizim akrobatlar yine işbaşında...
Motor gösterisi inanılmazdı. O küçücük kafesin içinde üç motorsikletli birden gösteri yaptı. Nasıl sığdılar dersiniz.
Canım kızım benim, gösteri boyunca bizi hiç üzmedi. İlgisini hiç kaybetmeden 2 saat boyunca kah alkışladı, kah bağırdı ama hiç gözünü ayırmadı. Bu fotoğraf mı, gösteri başlamadan hemen önce çekildi. Koltuğa uzanıp arka sıradaki amca ile oynuyordu. Gösteri sonrası yorgun düşüp uyudu sandınız değil mi?